AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş: Ümit ediyoruz ki Trump açıklamasını tashih eder Konhaber Reklam

AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş: Ümit ediyoruz ki Trump açıklamasını tashih eder

konhaber.com
14.01.2019 20:13
AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, ABD Başkanı Trump'ın açıklaması hakkında, "Ümit ediyoruz ki Tromp bu açıklamasını, kastının, muradının bu olmadığını ifade ederek tashih eder." dedi.
AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump'ın Twitter üzerinden yaptığı tehdit içerikli açıklamaya ilişkin, "Türkiye, Amerika şu kadar yıldır NATO çerçevesinde müttefik olan ülkedir. Bu ülkeler stratejik iş birliği konusunda da zaman zaman gerilim yaşamalarına rağmen, ana çizgiyi kaybetmemek konusunda bir uzlaşı içerisindedir. Ümit ediyoruz ki Trump bu açıklamasını, kastının, muradının bu olmadığını ifade ederek tashih eder." dedi.

Kurtulmuş, ÜLKE TV'de yayınlanan Odak Noktası programında gündeme ilişkin soruları cevapladı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Twitter'dan yaptığı Suriye'ye yönelik tehdit içerikli açıklamasıyla ilgili soruyu cevaplayan Kurtulmuş, "Amerika'nın milli menfaatleri askerlerini Suriye'den çekmek ve askeri varlığını azaltmaksa bunun PYD/YPG ile ilgili yoktur. Zaten Suriye'deki Amerika'nın varlığının ana sebebi, DEAŞ'la mücadele etmektir. DEAŞ'la mücadelede ise kusura bakmasınlar ama ne Amerikalılar ne de Avrupalı ülkeler, ne de başka ülkeler, Türkiye kadar mücadele etmiş, elini taşın altına koymuş değildir. Burada da samimi değildir. Dolayısıyla bu açıklama her bakımdan hastalıklı bir açıklamadır. Gerçekten cehalet kokan bir açıklama. Pervasız bir açıklamadır. Pervasız bir kötülüktür. Bunun bir an evvel tashih edilmesi Türk-Amerikan ilişkileri bakımından fevkalade önemli olacaktır. Türkiye, Amerika şu kadar yıldır NATO çerçevesinde müttefik olan ülkedir. Bu ülkeler, stratejik iş birliği konusunda da zaman zaman gerilim yaşamalarına rağmen, ana çizgiyi kaybetmemek konusunda bir uzlaşı içerisindedir. Ümit ediyoruz ki Trump bu açıklamasını, kastının, muradının bu olmadığını ifade ederek tashih eder." diye konuştu.

Kurtulmuş, nihayetinde yarın Trump yeni bir açıklamasıyla önlerine yeni bir konu ve bakış açısı getirebileceğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Esasında bu tür karmaşık sorunlara bakarken özellikle de Orta Doğu'yu konuşurken, mutlaka ülkelerin ulusal menfaatleri çerçevesinden bakmak lazım. Şunu da lafımı hiç evirip çevirmeden söylemek isterim. Türkiye'nin ulusal çıkarlarıyla Amerika'nın ve bazı Batılı ülkelerin ulusal çıkarları, Orta Doğu konusunda farklılaşmaktadır. Bizim ulusal çıkarlarımız, bu bölgenin bütün halklarının daha fazla birliği, beraberliği ve entegrasyonundan yanadır. Kürd'ün, Arab'ın, Türkmen'in ve diğer unsurların, Şiilerin, Sünnilerin hep birlikte daha barışçıl bir ortamda daha bütünleşik bir Orta Doğu'da yaşamasından yanadır. Amerika Birleşik Devletleri'nin, Batı ülkelerinin bir kısmının milli menfaatleri ise ikinci Sykes-Picot'tan yanadır. Daha fazla bölünmüş, daha fazla parçalanmış, daha fazla ufalanmış, daha fazla iradesiz hale getirilmiş bir Orta Doğu'dan yanadır. Dolayısıyla burada esas üst başlık tartışacaksak Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Doğu politikalarındaki milli menfaatlerini ve Türkiye'nin milli menfaatlerini konuşmamız lazım. Çelişen esas nokta burasıdır. Trump'ın zaman zaman maksadını aşan, pervasız açıklamalarıyla da maalesef bu gerçek bir şekilde kör gözüm parmağına gözümüze sokulmaktadır."

Trump'ın da sosyal medya paylaşımında 20 millik bir mesafeden bahsetmesi hususunu da değerlendiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Neden bunu attı? Yarın vazgeçer mi? Bunu bilmiyoruz. Biz güvenli bölge tezini ortaya attığımız zaman, Suriye'nin kuzeyiyle ilgili özellikle hatta Irak'ın kuzeyiyle ilgili siyasi realiteler başka bir şeydi, bugün başka bir şey. Türkiye, özellikle bu bölgede yaşayan halkların başka taraflara göç etmesi, bir göçmen dalgasıyla karşı karşıya kalınmaması için uluslararası camianın kontrol ettiği ve güvence verdiği bir güvenli bölgenin oluşturulmasını arzu ediyordu. Bunu insani bir gerekçeyle istiyordu. Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlayacak eylemlerin bir parçası olarak bunu Türkiye kabul ediyordu. Ama şimdi maalesef terör örgütleri Suriye'nin kuzeyinde ellerini kollarını sallayarak dolaşabilir bir noktaya geldi. Binlerce, on binlerce tır askeri malzemeyle beslendiler. Artık ellerinde havalimanları oldu. Uçaksavar bataryaları oldu. Belki daha ileri teknolojilerle donatıldıkları ortadadır. Dolayısıyla çok sayıda terör örgütü bu bölgede varlıklarını sürdürüyor. Özellikle PYD/YPG eliyle bu bölgede bir terör devleri oluşturulması isteniyor. Bizim de Türkiye olarak tavrımız çok açıktır. Bu bölgede halklar için bir güvenli bölge oluşturulsun. Bu başka bir şey ama PYD/YPG için güvenli bölge oluşturma konusunda da kimse adım atmasın. Çünkü biz bu bölgede Irak'tan başlayarak, Suriye'nin en azından Fırat'a kadar gelecek olan o bölgede bir terör devleti koridorunun oluşturulması, terör örgütünün kontrolünde bir bölge oluşmasına müsamaha etmeyeceğimizi çok açık bir şekilde söylüyoruz. Bunun, Türkiye'nin milli güvenliğinin bir parçası olduğunu söylüyoruz. Orada oluşacak olan bir terör koridorunun Suriye'nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldıracağını söylüyoruz. Bunların hepsi gözden geçirilebilir. Ama önce şu soruları sormak lazım. 'Kobani'de yerinden edilen halklar şimdi nerede, Tel Abyad'da yerinden edilen halklar nerede, Resulayn'da yerinden edilen halklar nerede, Kamışlı'da yerinden edilen halklar nerede? Uluslararası camia eğer oyun oynamıyorsa Suriye halkıyla çelik çomak oynamıyorsa önce terör örgütlerinden bu arazinin temizlenmesini temin etmek lazım. Bu bölgedeki halkların can güvenliğini uluslararası camianın garanti altına alması lazım. Eğer bu olmadı laf olsun diye PYD/YPG'ye bir kalkan oluştursun diye bir güvenli bölge herhalde konuşulabilir bir durum değildir."

CHP'ye eleştiri
Kurtulmuş, Trump'ın paylaşımına ilişkin CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak'ın verdiği karşılığı eleştirdi.

CHP'nin bu tür milli konularda ortak hareket etme becerisi gösterebilmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Burası hükümete bir şekilde saldırılacak bir alan değildir. Orta Doğu'da oynan oyunu, büyük resmi görmüyorlarsa söylenecek söz yok. Çok açıktır, bir asır evvel oynanan oyunun ikinci perdesi uygulamaya konuldu. Orta Doğu'daki bütün bölge ülkelerinin tamamının sınırları değiştirilmeye çalışılıyor. Bölünmeye parçalanmaya çalışılıyor. Türkler, Kürtler, Araplar, Acemler arasına kalıcı düşmanlıklar konulmaya çalışılıyor. Sünniler ve Şiiler arasına kalıcı düşmanlıklar konulmaya çalışılıyor. Bunları nasıl elimine ederiz. Bunları nasıl azaltırız. Bu tehditlerin Türkiye'ye karşı dönmesini nasıl önleriz. Eğer burada CHP'nin söyleyeceği samimi sözler varsa sonuna kadar dinleriz. Milletimiz de itibar eder. Ama 'Ne güzel böyle bir tehdit ortaya çıktı. Buradan bir hükumete birkaç laf çakalım.' diye düşünüyorlarsa bu beyhude bir uğraştır. Yakışmaz, doğru bir şey değildir. Bu siyasi bir şey de değildir. Buradan hiç kimseye siyasi bir prim gelmez. Bu kadar hassas, bu kadar tehlikeli, bu kadar zor bir dönemeçte temel meselelerde iktidar ve muhalefet birlikte, yan yana, evet bazı önerileri olabilir, eleştirileri olabilir ama esas olan bu tehditleri bertaraf etmekte yan yana durabilmektir. Bu siyasetin konusu değil, milli güvenliğin konusudur. Bütün toplumu ilgilendiren bir konudur. Burada hükümete laf çakmanın bu lafı söyleyenlere bir faydası olmayacaktır."

Kudüs'te yaşananlar
Kurtulmuş, İsrail polisinin Kubbet'üs Sahra'nın kapılarını Müslümanlara kapamasının sorulması üzerine de değerlendirmelerde bulundu.

Büyük tabloyu okurken Orta Doğu'da İsrail gerçeğini görmeden yapılan her yorumun beyhude olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Arap baharıyla birlikte başlayan süreç. Libya paramparça. Yemen paramparça. Suriye lime lime edilmiş. Irak fiilen üçe bölünüş durumda. Halkların arasına düşmanlıklar sokulmuş durumda. Bütün bu işler başlamadan önceki safhaya bakın. O zamanla bu zaman arasında maalesef bölge halkları ve bölge devletleri bakımından fevkalade olumsuz bir tablo söz konusu bir tek ülke hariç. O da İsrail. Onlar da kenara çekilmiş ellerini ovuşturuyor. 'Aman ne güzel bu Müslümanlar birbirlerini boğazlıyorlar. Birbirlerini öldürüyorlar. Müslümanların kanı dökülüyor. Nasılsa bunlar para değil.' İsrail de kendi tabiriyle söylemek gerekirse son vuruşunu, altın vuruşunu yapmaya hazırlanıyor. Altın vuruş nedir? Arz-ı Mev'ud'un kurulması için önlerinde kalan birkaç engelin daha kaldırılması, bunlardan sembolik değeri olanlar birisi de Süleyman Tapınağı'nın yeniden onarılarak Yahudilerin, Siyonistlerin ibadetine açılması." değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, İsrail'in bu konuda adım adım ilerlediğini belirterek, İslam dünyasının iradesiz halde kaldığını kaydetti.

Kurtulmuş, İsrail'deki gelişmeleri, bölgedeki gelişmeleri, İsrail'in gerçek niyetini kavramadan ve İsrail'in saldırgan politikalarını anlamadan çözümlemenin mümkün olmadığını anlatarak, bunu da görmek gerektiğini söyledi.

Son 7 yıldır Suriye'de önce iç savaş olarak başlayan sonra vekalet savaşına dönen bu savaşın, bütün bölgedeki ülkelerin kendi aralarındaki bu didişmelerin yaradığı tek ülkenin İsrail olduğunu belirten Kurtulmuş, İsrail'in bu amaçla kendi hesabı bitmeden ABD'nin çekilmesini istemediğini kaydetti.

Kurtulmuş, resmin bu ana parçasını yerli yerine yerleştirmeden Orta Doğu'da bir analiz yapmanın mümkün olmadığını düşündüğünü ifade etti.

"Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği"
Türkiye'nin bir seçime doğru gittiğine işaret eden Kurtulmuş, "Her seçim Türkiye demokrasisinin daha da kökleştiği, millet iradesinin daha sağlam hale geldiği bir seçim oluyor. Hiç kuşkusuz 31 Mart seçimleri Türkiye'de demokrasinin daha fazla yerleştiği bir seçim olacaktır ve AK Parti bu seçimde bütün girdiği bütün seçim çevrelerinde favori parti olarak seçimlere giriyor. Ben bir kaç yere aday tanıtımı için Denizli ve Burdur'a gitmiştim, bu hafta sonu Bursa'ya gittim. Nasip olursa Şanlıurfa, Rize, Çanakkale illerimize de aday tanıtım toplantılarına gideceğim." diye konuştu.

Kurtulmuş, AK Parti'nin Cumhur ittifakı ile birlikte, MHP ile ittifak yaptıkları noktalarda çok büyük bir başarıyla 31 Mart seçimlerini tamamlayacaklarını ümit ettiğini anlatarak, dün Bursa'da gerçekleştirdikleri coşkulu toplantının ümitlerini arttırdığını söyledi.

Her yerde canla başla çalışacaklarını vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Tevazuyla, samimiyetle ve gayretle önce millet, önce memleket diyerek bu seçimde adaylarımızın çok daha birebir, halkın gönlüne gireceği bir kampanya olacak. 'Gönül belediyeciliği' dediğimiz, 1994 yılından itibaren 'Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği' olarak başlayan Sayın Cumhurbaşkanımızın markalaştırdığı o belediye hizmetlerini, şimdi inşallah bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde, başkanlarımız bir adım daha yukarıya taşıyacak."

Numan Kurtulmuş, bazı şehirlerin, ilçelerin belirli partilerin kalesi olduğu algısından kurtulmak gerektiğine dikkati çekerek, "Siyasette bu kale tabirini bir kenara koymamız gerekir. Biz Türkiye'nin 81 ilinin tamamını aziz milletimizin tamamı için bir kale olarak görürüz. Yani bir savaş yok ortada. 'Kale' tabiri savaş tabiridir. O şehir halkının öncelikleri olabilir, kanaatleri olabilir ama ideolojik saplantılarla baktığımız zaman işte bu 'kale' lafı ortaya çıkıyor. Bundan kurtulmak lazım. Bizim için İzmir de birdir. Diyarbakır da birdir. İstanbul da Konya da birdir. Hiçbir şehrimizi bir diğerinden ayırt etmeyiz ve buradan aday göstereceğimiz arkadaşlarımızın hepsinde ehliyet gibi liyakat gibi samimiyet tevazu gibi temel şartları arıyoruz."

Aday ilan edilenlerde üç temel şart aradıklarını anlatan Kurtulmuş, bunların adalet, emanet ve sadakat sahibi olmaları gerektiğini söyledi.

"İdeolojiler üzerinden konuşursak yazık olur"
Kurtulmuş, bu temel prensipler içinde adayları tespit ettiklerini vurgulayarak, "Bizim için şu il, bu il fark etmez, Her ilin özgün tarafları var. Onlar için de çalışıyoruz." dedi.

İşi halkın istediklerini ve beklentilerini karşılamak noktasında görmek gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"O şehrin öncelikleri çerçevesinde görmemiz gerekiyor. Yoksa ideolojiler üzerinden konuşursak yazık olur. Öyle yerler var ki yıllarca ideolojik belediyecilik içinde yönetilmişler. Görüyoruz oranın halkı illallah diyor ama şimdi seçim zamanı gelip 'aman yaşam tarzına müdahale ' diye bir mahalle baskısı oluşturup onun üzerinden oy istemenin o şehre bir faydası yok. Varsa getirin projelerinizi söyleyin o şehre özgü ne yapacaksınız onları söyleyin eksik kalan tarafları anlatın dolayısıyla bu yerel seçim aynı zamanda seçmen bakımından önemli bir fırsat ve imkan. Seçmen de karşısına gelip kuru laflarla birtakım ideolojik yönlendirmelerle kendisinden oy isteyeceklere değil, 'ey aday bana ne hizmet vereceksiniz, bu şehre ne yapacaksınız, bu şehirle ilgili öngörüleriniz hedefleriniz nedir? Türkiye ile ilgili hedefleriniz nedir? Bunları ortaya koyun' diye tabiri caizse bir şekilde adayların her birini sorgulaması lazım. Eğer projeler üzerinde konuşulursa gelecek hedefleri üzerinden konuşulursa burada AK Parti'nin çok açık ara önde olduğunu ve seçmene ulaşmakta çok daha rahat olduğunu görüyoruz ve inşallah sonuçlarda bunu gösterecektir. "

"Bir tarafta AK Parti bir tarafta da CHP'nin domine ettiği siyasal çizgi var"
Cumhur İttifakı ve CHP, İYİ Parti, HDP'den oluşan ittifaka ilişkin açıklamalarda bulunan Kurtulmuş, "Bir tarafta AK Parti'nin bir şekilde öncüsü olduğu ve domine ettiği bir çizgi, diğer tarafta da CHP'nin domine ettiği bir siyasal çizgi var ve bunların etrafında ittifakların oluşacağı görülüyor. Türkiye siyaseti de bu yapıya doğru evriliyor. Nasıl olacak, kaç sene içerisinde bu geçiş süreci tamamlanacak? Bugünden yarına, net bir şey söylemek çok mümkün değil ancak burada dikkat edilmesi gereken şey şu, masa başında iki partinin veya birden çok partinin yöneticileri bir araya geldi, masa başında sana üç, bana beş pazarlıklar yapıldı bir araya gelindi, oturuldu ve bir ittifak kuruldu. Bu şekilde yapılan ittifakların yürümesi mümkün değil çünkü ittifakın tabanda olması lazım." diye konuştu.

Kurtulmuş, Cumhur İttifakı'nın en büyük özelliğinin, masa başı ittifakı olmadığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Cumhur İttifakı, 15 Temmuz akşamı tanklara, helikopterlere, tüfeklere, uçaklara karşı bu milletin, 'Ya Allah, bismillah' diyerek sokaklarda yan yana, omuz omuza oluşturduğu gerçek bir ittifaktır. Bu ittifak, geçtiğimiz dönemde de anayasa değişikliği, 24 Haziran seçimleri gibi pratiklerle de siyasal uygulamasını göstermiştir dolayısıyla test edilmiş, selaların eşliğinde ve can pazarının yaşandığı ortamda saatler süren büyük bir dayanışma ortamında oluşmuş ve gönüllere yerleşmiş bir ittifaktır. Bu ittifak, pratik olarak yürüyor ama şunu da biliyoruz, AK Parti ve MHP bu ittifakı pratik olarak yürütüyor olmakla birlikte iki faklı siyasi partidir. İki farklı önceliği ve stratejisi olan iki parti, ortak meselelerde, anlaştığı noktalarda anlaşıyor ve milli meselelerde mutabakat sağlayarak yoluna devam ediyor. 

Aynı şeyi karşı taraftaki ittifak için söylemek ne kadar mümkündür bilmiyorum. CHP'nin gerçekten lafı geldiği zaman sözün kolayından söylemek için değil, yüreğinde kendisini bu milletin kurucu iradesinin Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin sahibi olarak hisseden CHP'li, bu ülkeyi bölüp parçalamak isteyen siyasal bir örgütün yan kolu ve siyasal örgütü gibi davranan bir partiyle iş birliğini nasıl içine sindirecek? Ya da diyelim ki hayatı boyunca CHP fikriyatıyla mücadele etmiş olan bir siyasi gelenekten gelen insanlar, CHP'nin adayı etrafında birleşmeyi nasıl içlerine sindirecekler? Dolayısıyla mühim olan masa başında parti temsilcilerinin verdiği kararlar değil, o partinin tabanının, oy ve gönül veren insanların, gerçekten ortak bir noktada buluşabilme becerisini ortaya koyabilmeleridir."

İttifakların, sanıldığı gibi sadece kağıt üzerinde yapılmadığına işaret eden Kurtulmuş, "İttifaklar öyle sanıldığı gibi kolay bir şekilde masa başında teşkil edildiği şekilde olmaz, yansımaz. Bunu seçim sonuçlarında da göreceğiz. Diğer partilerin isimlerini saymak istemiyorum ama çok sayıda, gerçekten milli hisler taşıyan CHP'li vatandaşın da ayrılıkçı bir siyasi hareketle dirsek temasını nasıl içlerine sindirebileceğini ben de merak ediyorum ve bunun sahada kolay kolay gerçekleşebilecek bir ittifak olmadığını zannediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Köprünün altından çok sular geçti"
Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bu ülkenin meşrebi ve duruşu belli olan Cumhurbaşkanını bira içmeye, Mozart dinlemeye zorlamak faşistliğin dik alasıdır. " açıklamasına ilişkin ise "Çok şükür bu zihniyetin kılıcının iki tarafının da kestiği devirler geride kaldı, köprünün altından çok sular geçti. Milletin insanlarını adam yerine koymadıkları, 'Bidon kafalılar, göbeğini kaşıyan adamlar' diye hakaret ettikleri, milletin inançlarını kendi varlıklarının karşısında bir tehdit olarak gördükleri dönemler geride kaldı." dedi.

Türkiye'de gerçekleşen her seçimde demokrasinin kazandığını vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Demokrasi kazandıkça milletin önü açıldı, milletin önü açıldıkça millet, değerleriyle, kültürüyle, medeniyetiyle barıştı ve Allah'a çok şükür bugün memlekette milletin sözünün üstüne hiçbir sözün kıymeti harbiyesi kalmadı. Bu tür insanlar kalmış mıdır? Sağda-solda bir kaç tane fosil kalmıştır, bu bir kaç tane fosilin Türkiye'de hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. İnsanların fikirlerine saygı duyarız, en aykırı fikri hatta en inançsız görüşleri dahi birisinin savunmasını, her halükarda dinleriz ama hiç kimsenin bir inanç mensubuna, inancından dolayı hakaret etmesini de asla kabul etmeyiz, bunlar geride kaldı. Bu millet Müslüman ve Müslümanlığı da özümsemiş olan bir millettir yani çok nezih ve nezaketli bir şekilde yaşayan bir millettir. Öyle ki kendi gayrimüslim komşularına bile asırlar boyunca hürmet etmiş, onların dini inançlarına, dini yaşayışlarına, geleneklerine saygı duymuş, onların bayramlarında onlarla birlikte sevinmiş bir millettir. Öyle ki bizim Balkan ülkelerinde Müslümanlar, Hristiyanlar bütün farklı mezhepler bir arada yaşarken, Balkan dillerinde Makedonya'da kullanıldığı gibi 'Komşu kapıcıklarla' birbirlerinin evlerine girip-çıkmışlar, böylesine bir müsamahayı taşımış olan bir milletiz. Bu millete ait olduğunu iddia eden tırnak içerisinde 'entelektüel' olduğunu iddia eden insanların da kalkıp, bu kadar hazımsız, milletin değerleriyle çelişen, çatışan, ifadeleri kullanmasını kabul etmek mümkün değildir, bunlar geride kaldı. Bunlar tek-tük, sağda-solda belki görülebilir ve bu devirler geride kaldı. Bunlar hiçbir şekilde bu milletin karşısına çıkamayacaktır. Milletin inançlarını, gelenek-göreneklerini, birbirine saygılı yaşam tarzlarını bozacak bir kuvvet ve kudret sahibi olmayacaklardır."

"Milletin iradesine saygı duyacaksınız"
15 Temmuz sürecinde bazı sanatçıların darbe över-sever açıklamaları karşısındaki tavırlarını değerlendiren Kurtulmuş, "Rahmetli İdris Küçükömer'i hatırlıyorum, Türkiye'de maalesef tırnak içerisinde sol zanneden bazı çevreleri, aslında son derece arkaik bir şekilde Türkiye'de zaman zaman çok partili siyasi hayatımızda, hep böyle darbelerin arkasına, 'Zaten millet bize oy vermez, milletin oyuyla iktidara gelemeyiz bari askerin gücünü kullanarak, hatta onun-bunun, başkasının gücünü kullanarak, iktidar olmaz mıyız?' diye iç geçirmişlerdir. Bütün bunlar da onun tezahürüdür." ifadelerini kullandı. 

Kurtulmuş konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bugün bir parti, yarın bir başka parti olur ama milletin dediğinden başka hiçbir şeyin egemen olmayacağı bir Türkiye'yi kurmak lazım, onun için de sözünüzü gelin, söyleyin ama milletle dalga geçerseniz, milletin önünü kesmeye çalışan dahili ve harici düşmanlara alkış tutarsanız, onların yapmış olduğu Türkiye'yi anti demokratik, kabus dolu günlere götürmeleri için siz de destek olacak sözler söylerseniz bu başka bir şey... Bu açık bir şekilde millet düşmanlığıdır. Bunun lamı-cimi yoktur, lafı eğip-bükmenin de anlamı yoktur. Milletin iradesine saygı duyacaksınız, siyaseten gelip fikrinizi söyleyeceksiniz, milleti yönetmek için milletimizden destek alacak ve yetki alacaksınız. Verirse ne ala vermezse, 'Bunlar geri, gerici millet, bidon kafalılar' diyeceksiniz, yetmedi birisi darbe yapıp bu milletin iradesini hak ile yeksan ederse 1960 darbesinde yaptığınız gibi alkış tutacaktınız. Bazılarının zihninde 15 Temmuz'da 1960 zihniyeti tekrar hortlamıştır, siz '15 Temmuz'da keşke bu darbe olsaydı' diye iç geçiren sözde nice ilerici insanlar çıktı. Dolayısıyla bu bir çifte standarttır, millete düşmanlıktır ve milleti tanımamaktır. Bunlardan vazgeçsinler, bunları ortaya koydukça aslında milletle olan bağları da tamamıyla kopuyor ve müzelik bir hale geliyorlar. Kendilerine çeki-düzen vermeleri, akıllarını başlarına almaları lazım. Türkiye demokrasisi giderek daha da güçleniyor. Bu renklilik içerisinde yer almak isteyenlere demokrasi meydanı açıktır. Demokrasi meydanı yerine, 15 Temmuz'da insanların üstüne tanklarla, tüfeklerle, ateşli silahlarla saldıran o darbecilerin kan gölü haline getirdikleri meydanları tercih ediyorlarsa orada dursunlar. Bu millet buna müsaade etmez." şüpheli serbest bırakıldı

YORUM GÖNDER

İlgili Haberler

Masaüstü görünümüne geç

Anmeg Bilgi İşlem