Mal varlığı yerine hizmeti seçen kocaman yürek Recep Konuk

Erdoğan Nesimioğlu
Erdoğan Nesimioğlu
24.02.2014 19:27

Evet, içinde yaşadığımız dünyada “Ben” egosunu aşmak öyle kolay değildir, hele “Biz” diyebilmek bir erdemlilik, bir hoşgörü, bir yüreklilik ve bir “Paylaşım” duygusunun dışa yansımasıdır.

Rasyonel Haber Gazetesi’nde Adil Giray’ın bir yazısını okudum.

Gerçekten de güzel bir yazı.

Burada, “Ben” yerine “Biz” diyen Pankobirlik Genel Başkanı Sayın Recep Konuk’un insanları “Biz” diyerek kucaklamasının örnekleri verilmiş.

Ben, zevkle okudum sizlerin de zevkle okuyacağınızı ümit ederek, Adil Giray’ın yazısını bu hafta köşeme taşıdım.

Belki, bizlerde bu “Ben” egosundan kurtulup, “Biz” diyebilme erdemine ve yürekliliğine ulaşırız.

Noktasına, virgülüne dokunmadan bu güzel ve anlamlı yazıyı sizlere aktarıyorum;

***

Biz Demek Kocaman Yürek İster

“İnsanoğlunun en temel özelliğidir dünyaya kendi penceresinden bakmak. Kendi hayat standardı yükselmişse herkesin yükseldiğini sanır. Kendi kurtuluşunu herkesin kurtuluşu sanır. Kendisi refaha erince herkes refaha erdi diye düşünür. Hayatı zorluklarıyla göğüsleyenlere gözlerini kapatır da hep kendisinden daha müreffeh yaşayanlara özenir. Halbuki toplumsal huzurun en temel şartıdır tek tek fertlerin refahının yükselmesi yerine toplumun herkesim ve kişisinin refahının yükselmesi.

Topyekûn kalkınmada birinci görevin devlette olduğu tartışmasızdır. Ancak bu tek başına yeterli mi? Yetmez. Hayata sadece kendi penceresinden bakmayan, kendi hayat standardı yükselince başkalarının da hayat standardının yükseldiğini peşinen kabullenmeyen, hatta bir lokma ekmek, bir kuru soğanla sofra kuranların sofrasına bir katık daha eklemek için kendi hayat standardından fedakârlık eden, zamanını kendisi için parlak bir gelecek inşa etmek yerine, gönülden edilecek bir dua için topluma hizmete vakfeden, kısaca ben yerine biz demeyi tercih eden insanlara da ihtiyaç vardır. Bu topraklar, bu toprağın insanı ve bu toprakların geleceği için hayatını milletine ve ülkesine vakfetmiş ismini bildiğimiz bilmediğimiz, saymakla bitmeyecek kadar ben yerine biz demeyi tercih eden gönül ehli ile doludur.

Kimi manevi dünyamızı inşa etmiş, kimisi bu toprakların bereketine bereket katmak için kendi işini gücünü bırakıp “o büyük bize hizmet” için kendine yol çizmiştir. Dualarımız onlarla.

Ben yerine biz deme erdemini sergileyen isimleri hatırlamak için çok uzaklara gitmeye de gerek yok. Halen yaşayan, hala ben yerine biz demeyi tercih eden ve o büyük biz için çalışanlar var. Hatta biz dediği için üzerine çullanılmasına rağmen biz demeye devam edenler var.

Örnek mi? Mesela Recep Konuk.

Ne yapmış Recep Konuk?

Konya Şeker’in başına geçip çiftçiye 14 senede 30’dan fazla üretim tesisi kazandırmasından, 40 milyon dolar borçla devraldığı şirketi 2,3 milyar dolar yatırım yapar hale getirmesinden, 1.500 kişiye ekmek veren kurumda 6.000 kişinin elinin ekmek tutmasını sağlamasından, yüz bine yakın çiftçiyi ürettiğim ürün elimde kalır korkusu yaşamadan üretebilir hale getirmesinden, tüm ülkede tarım sektörü geriye giderken, Konya çiftçisini tarlaya dört elle sarılır duruma ulaştırmasından, pancara, patatese, mısıra, arpaya, buğdaya, ayçiçeğine, süte en iyi fiyatı Konya Şeker’in vermesini sağlayacak yapıyı oluşturmasından söz etmeyeceğim.

Onlar zaten bilinen işler. Bir de bilinmeyenler var. Konuk’un kendi hayat standardını yükseltmek yerine, istemem tek bana yağacak rahmeti diyerek, zahmeti tercih etmesi var.

Konuk, Çumra’nın bir köyünde hayata adım atmış. Yokluğu görmüş. Kaderi yokluk olanların içinde büyümüş. Köye ve tarlaya refahın ulaşması için birilerinin el uzatması gerektiğini, birilerinin bir şeyler yapması gerektiğini yaşayarak öğrenmiş. Birilerinin ben yerine biz demesi gerektiğini zihnine yerleştirmiş.

Nereden mi biliyorum, bir büyük gazeteye verdiği röportajdan. Söyle diyor Konuk;

“Ben köy çocuğuyum. Kerpiç evde doğdum. Benim için kerpiç ev, üç öğün yufka ve yağsız keş peyniri ile karın doyurma hatıralarımda kaldı. O yufkanın, keş peynirinin tadını özlüyorum. Kerpiç evin kokusunu da özlüyorum. Birkaç gün gidip o ortamı teneffüs ediyor, yufka ve keş peyniriyle ağzımı tatlandırıyorum. Ancak Anadolu’nun o köylerinde çocuklar 365 gün, üç öğün tarhanayla, katıksız yufkayla yetinmek zorunda kalıyor. Kışın ayazında çocukların üzerinde taklit yazlık tişörtler kat kat modayı takip için giyilmiyor. Oralarda yazlık kışlık gardıroplar yok. Birilerinin bunu değiştirmek için suyun akışının tersine yüzmesi gerekiyor. Konya Şeker olarak biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Bizim de bize göre iddiamız büyük. Dinsin istiyoruz, içimiz eziliyor ancak Anaların gözyaşlarına alıştık, hiç değilse babaların gözü yaşlı olmasın istiyoruz. Köylerdeki çocuklar için gardırop talebimiz yok ama kar veya güneşe göre de giyinebilsinler istiyoruz. Köylerdeki o çocuklar karın tokluğu ile yetinmek zorunda kalmasın, beslenebilsin istiyoruz. Meşhur hikâyedir, Nemrut Hazreti İbrahim’i yaktırmak için o güne kadar görülmemiş büyüklükte bir ateş yaktırır. Alevleri göklere ulaşan bu ateşe doğru aceleyle su taşıyan karıncaya başka bir karınca sormuş, ne yapıyorsun diye. Karınca cevap vermiş, ateşi söndürmek için su taşıyorum. Bu kadarcık suyla bu ateş söner mi diye tekrar sormuş öbürü. Karınca söndüremesem de safım belli olur sözleriyle yoluna devam etmiş. Biz hem yangını en azından kendi hinterlandımızda söndürüyoruz hem de safımız net ve olmamız gereken yerdeyiz.”

Konuk niye ben yerine biz demeyi tercih ettiğini bu sözleriyle izah ediyor. Biz demek sadece kuru bir sözden ibarette değildir Konuk için. O öğretmen olarak hayata atılmış. Ancak benim tuzum kuru varsın başkalarının ki yaş kalsın dememiş, önce dönmüş memlekete tarım ürünleri ticaretine başlamış. 4 sene Çumra’da vergi rekortmeni olmuş. Allah’ın yürü ya kulum dediği yolda yürüyüp malına mal, mülküne mülk katabilecekken, önüne herkese hizmet kapsı açılmış Belediye Başkanlığı yapmış. Orada da ben kurtuldum her kes kurtuldu diye düşünmemiş, gözünü de gönlünü de hayatı zorluklar içinde göğüsleyenlerden ayırmamış.

On sekiz arkadaşıyla Çumra Şeker A.Ş.’yi kurmuş. Ruhsatını almış, projesini çizdirmiş yatırım aşamasına gelince de o fabrikanın el uzatacağı çiftçiye hediye etmiş. Ben yerine biz demek işte böyle bir şey. Kendini büyütmek yerine el birliği ile büyümeyi tercih edersiniz. Malınıza mal katmak yerine, milletin sofrasına katık eklemekte huzuru bulursunuz. Birlikte ticarete atıldıklarınız, yanınızda çırak olarak başlayanlar keyfi kendilerine keder eder, varlığına varlık katarken siz terk ettiklerinize hayıflanmak yerine daha çok gönle ve haneye şefkat ve rahmet eli uzattıkça refaha erer, zenginliği daha çok haneye ulaşmak olarak tarif edersiniz.

Ben yerine biz deyince fedakârlığın sınırının nerelere varabileceğini de aynı röportajında şu sözleriyle anlatıyor Recep Konuk, “bir amme hizmetine talipseniz siz de aileniz de baştan şunu bilecek, yan gel Osman bir dönüm bostan diyemezsiniz buralarda. Mesai bitti de diyemezsiniz. Buralar, bu kurumlar 9-18 mesaisi ile idare edilecek yerler değildir. Üzerinize adı mesuliyet olan bir gömlek giyiyorsunuz ve bu gömlek ağır bir gömlek, kıymetli bir gömlek buna ne leke bulaştırmaya hakkınız var ne de üzerinizden çıkarma lüksünüz var. Emaneti üzerinizden çıkarana kadar ilk günkü paklığıyla ve hakkını vererek taşımak mecburiyetindesiniz. O nedenle aileniz de çevreniz de taşıdığınız emanete saygı duyacak. Sizin kadar onlar da titizlenecek ve asıl fedakârlığı onlar yapacak. Allaha şükür benim ailem benim genç yaşımdan beri fedakârlığa alıştılar. Acı günlerde. Kardeş kavgasına gençlerin kurban gittiği dönemde. Ben bir böbreğimi kaybettim. Onlar ömürlerinden ömür feda ettiler. Belediye Başkanı oldum, çocukların nasıl büyüdüğünün farkına bile varamadım. Amme hizmeti fedakârlık gerektirir. Bunu aklımdan asla çıkarmadım. Çumra Şeker’in kuruluşuyla ilgili süreci çok kısa paylaşmak istiyorum. Çumra Şeker’in ruhsatı Çumra Belediye Başkanlığım dönemimde on sekiz arkadaşımla kurduğum Anonim Şirket tarafından alınmıştır. Projesi bizim cebimizden harcadığımız para ile hazırlatılmıştır. Şeker sektöründe kıymetli olan kuru fabrika değildir. Fabrikanın kotasıdır. Ve şeker sektöründe bir fabrika için ton başına rayiç yaklaşık 1.500 Dolar seviyesindedir. Ve o şirketin ruhsatlandırdığı fabrikanın bugünkü rayiçle değeri 350-400 Milyon Dolardır. 15 arkadaşım ile yatırım aşamasına kadar getirdiğimiz o projeye ortak olmak isteyen hem finans kuruluşları hem de uluslararası kuruluşlar mevcuttu. Biz ne yaptık, ruhsatı da, projeyi de Konya Şeker’e bedelsiz şekilde devrettik. Bir söz karşılığında. Bu fabrika yapılacak sözü karşılığında. Konya Şeker’in gerçek sahiplerine biz o ruhsatı verdik. Konya Şeker’in sahipleri kim, üreticiler. Yani pancar kooperatifi ortakları. O sözü verenler o sözün gereğini yapmadı veya yapamadı. Allah bize Kooperatif Başkanlığını ve Konya Şeker’in Başkanlığını nasip etti. Başkalarından aldığımız ve sürüncemede kalan o sözü yerine getirmek de bize nasip oldu. Bu anlattıklarımı kimse yanlış anlamasın. Ben demeyi sevmiyorum sadece şunu söylemek istiyorum, ammeyle paylaşılmış bir göreve talip olduğunuz da fedakârlığın sınırı yoktur ve olmamalıdır.”

Aslında bu sözlerin üzerine eklenecek bir şey yok. Ama biz daha fazlasının da olduğunu biliyoruz. 4 sene vergi rekortmenliği ile süslenmiş iş hayatını bırakmaktan, kendi kurduğu milyonlarca dolarlık şirketi bedelsiz devretmekten, malına mal, mülküne mülk katma fırsatını elinin tersi ile itmekten, eldekini paylaşmak bir yana dursun vermekten daha büyük fedakârlık mı olur sorusunu duyar gibiyim. Olur, olur. Bunlardan daha zoru, sizi yıldırmak için üzerinize çullanıldığında bu işin rahmetine değil zahmetine âşık olduğunuzu ispatlamak zorunda kalmanızdır.

Her yıl Maliye Bakanlığı’nın, Sanayi Bakanlığı’nın, Ticaret Bakanlığı’nın, Tarım Bakanlığı’nın, Birlik Müfettişlerinin denetimi altındayken, bal tutup parmak yalamayı kendisine hayat felsefesi edinmiş birileri çıkar, mal mülk hesabı yapmayanlara haydi hesap ver der. İçiniz burkula burkula mahkemelerde aklanırsınız. Bir kere aklanmanız da yetmez, defalarca aklanırsınız. Yani millete vakfettiğiniz zamanınızın önemli bir kısmını halis niyetlerinizi ispat için harcarsınız.

En başta ne demiştik, insanoğlunun en büyük özelliği hayata kendi penceresinden bakmasıdır. Kendi hayat standardı yükselince herkesin standardının yükseldiğini sananların, hayatta tek gayesi kendini kurtarmaktan ibaret olanların, ben demekten biz demeye fırsat bulamayanların anlayacağı erdemler değildir bunlar.

Ben yerine biz demek kocaman bir yürek ister, suyun akışına karşı yüzecek kuvvet ister. Hem kocaman yüreğin hem de yılmaz tavrın için teşekkürler Recep Konuk.”

 

.

YORUMLAR
  • undefined undefined - 06.04.2014 18:52
    Şanlıurfadan selam olsun o koca yüreklere
  • Harun Tekin - 11.03.2014 16:58
    Zamanını kendisi için parlak bir gelecek inşa etmek yerine, gönülden edilecek bir dua için topluma hizmete vakfeden, kısaca ben yerine biz demeyi tercih eden insanlara da ihtiyaç vardır.İşte bu insanlardan birisi de Pankobirlik Genel Başkanı sayın Recep Konuk'tur.
  • Doğaner İmisen - 11.03.2014 16:51
    Şu yalan dünyada "ben" yerine "biz" diyebilmek erdemini göstermek gerçekten zordur. Çünkü, "ben merkezci" bir zamanda yaşıyoruz ve içinde bulunduğumuz ortamda "ben" yerine "biz" kullanan insanlar nadir bulunur. Bu nedenle "biz"i tercih eden Sayın Konuk'u kutlamak gerekir.
  • Zehra Çelebi - 11.03.2014 16:19
    Recep Konuk zekasını, ön görüsünü, vizyonunu Konya ve Konyalıya ülkesine vakfetmiş değerli bir insandır. kendine sermaye olarak duayı seçmiş ve Allah'ta ona hep yardım etmiş.
  • Raci Aynalı - 25.02.2014 10:31
    güzel bir yazı beğenerek okudum
  • AHMET KİRAZ - 27.02.2014 03:56
    ALLAHINA KURBAN, BÜYÜK BAŞKAN Yokluğu görmüş. Kaderi yokluk olanların içinde büyümüş. Köye ve tarlaya refahın ulaşması için birilerinin el uzatması gerektiğini, birilerinin bir şeyler yapması gerektiğini yaşayarak öğrenmiş. Birilerinin ben yerine BİZ demesi gerektiğini zihnine yerleştirmiş. ANADOLUNUN ASLANI, YÜRELİ YİĞİT ADAM, YOLUN VE BAHTIN AÇIK OLSUN VESSELAM
  • Cihan Tamer - 11.03.2014 17:32
    "Ben yerine biz demek kocaman bir yürek ister, suyun akışına karşı yüzecek kuvvet ister. Hem kocaman yüreğin hem de yılmaz tavrın için teşekkürler Recep Konuk.” Uzun söze ne hacet. İşte bu söz herşeyi anlatmaya yeterde artar bile.
  • Hasan Ardıç - 11.03.2014 18:20
    Bakın ne diyor Sayın Recep Konuk; "Ben demeyi sevmiyorum sadece şunu söylemek istiyorum, ammeyle paylaşılmış bir göreve talip olduğunuz da fedakârlığın sınırı yoktur ve olmamalıdır.” Recep başkanın bu sözü sanırım neden " ben" değil" de "biz" demeyi gerektirdiğini açıkça anlatmıyormu.
  • malik kerem - 11.03.2014 18:23
    Recep Konuk halkın yanında samimiyetle duran yegane bir lider olarak en büyük mal varlığı gönül sermayesidir
  • Serhan Aydost - 11.03.2014 19:26
    İnsanoğlunun "biz" demesi için önce kendini çok iyi yetiştirmiş olması, tüm kötülüklerden arınması, insanlara ben merkezli yaklaşmaması ve her şeyden önce de paylaşmayı bilmesi gerekir. Recep başkan belediye başkanlığı döneminde başlayan paylaşımcı zihniyetini hiç değiştirmedi ve aksine üstüne katarak, Konya Şeker'de de paylaşmanın en mükemmelini yaptı. Örnek mi, yatırımlar örnek için yeterlidir sanırım.
  • Tercan Harmancı - 11.03.2014 19:43
    Pankobirlik Genel Başkanı Sayın Recep Konuk'un en büyük malvarlığı,Yoksulun derdini dert edinen kocaman yüreğidir.Bu yürek sayesinde bölgemiz tarım ve hayvancılıkta en güzel yıllarını yaşamaktadır.
  • Raci ünsal - 11.03.2014 20:22
    BİZ diyebilmek için öncelikle bencilliğimizden sıyrılmalıyız. Kişiliğimize yerleşen EGO’lar bizi yavaşlatan ya da anlaşılmamızı zorlaştıran yüklerdir; atılmalıdır. Bakınız şartlar ne olursa olsun ne yatırımı ne de üreticinin kazancını asla unutmayan bu ülkeye kendi huzurunu hiçe sayarak katma değer oluşturan Sayın Recep Konuk biz kavramının nasıl olması gerektiğini hepimize öğretmiştir.
  • Mümtaz Özkan - 11.03.2014 20:43
    Tarım Sanayi Entegrasyonunda bir milat oluşturan göreve gelmesi ile birlikte “biz” anlayışı ile Pankobirlik'i kooperatifçiliğin medar iftarı yapan... Pankobirlik Genel Başkanı Sayın Recep Konuk Türk tarımı için çok büyük bir şanstır
  • salih duru - 11.03.2014 21:05
    insan yokluktan gelip ticarete atıldığında hele de vergi rekortmeni olduğu halde parayı pulu elinin tersiyle itip sadece hizmete çiftçiye şehirliye işsiz anasına hizmete kendini adayınca sadece kocaman yüreğe sahip olmuyor işte öyle çiftçi lideri Recep Konuk olunuyor.
  • Adile Güler - 11.03.2014 21:06
    Sayın Recep Konuk’un konuşmaları, bir doktorun reçetesi misali ağrıyan yanlarımıza çok iyi geliyor. Hülasa Sayın başkan üreticinin derdini çok iyi biliyor. Bunun da bana göre tek bir nedeni var. Sevgili başkanımız bizim derdimizi kendine dert ediniyor. Sonuç olarak bu reçete Anadolu Tarımını çok yakın gelecekte bir numara yapacaktır.
  • OĞUZ KAĞAN - 12.03.2014 12:38
    Recep KONUK denilince aklıma Türk Çiftçisine ilham veren LİDERLİĞİ gelmektedir. MAL VARLIĞI yerine HİZMETİ seçen bir liderin neleri başarabileceğine hepimiz şahitlik etmekteyiz. Engellemeler karşısında yılmayan, her engelin ardından Yüksek Başarı ile geçen ve yaşamı boyunca ‘’halka hizmet hakka hizmettir’’ anlayışını benimseyen çok değerli bir şahsiyettir.
  • Şakir Nasreddin UÇAR - 12.03.2014 15:49
    Gecesini gündüze katıp, Dünyalık işleri bir yana atıp ,sadece ve sadece ‘’Anadolu coğrafyasındaki dar gelirli üreticilere nasıl katkı sağlarım ‘’diyerek dik duruşundan taviz vermeyen Yürekli adamdır Recep Konuk.
  • Yunus EMRE - 12.03.2014 16:47
    Anadolu’nun dik duruşlu, feraset sahibi ve fedakar insanıdır Recep Konuk.
  • Raci Aynalı - 12.03.2014 18:23
    Römork altında pancar sırası beklerken daha güzel yarınlar ,için düşler kuran Sayın Recep Konuk en büyük mal varlığı ona biz üreticilerin ettiği dualardır.Bakınız bankalara paramız fazlasıyla yatmış.Daha ne diyelim Allah başkanımıza uzun ömür versin
  • Cevdet Yıldız - 12.03.2014 19:07
    Her şeyin para olmadığını asıl lazım olanın dua olduğunu en büyük zenginliğin yapılan eserler açılan tesisler dikilen ağaçlardan nasiplenen iş bulan ekmek bulanların hayır duaları olduğunu bilen ve bunu seçen insandır Recep Konuk
  • Baysal Özkan - 12.03.2014 23:47
    Geçen yüzyılın başında, Anadolu insanının yıkılan dünyası, aynı yüzyılın sonunda yeniden inşa edilmiştir. Ve bu değişimin imar ustalarından en maharetlisi Sayın Recep Konuk hiçbir insanın boynu bükük kalmasını istemeden çıktığı bu istihdam yolculuğunda son derece başarılı olarak Anadolu insanın dilinde dua yüreğinde aşk,ocağında aş olmuştur.Onun içindir ki Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk’un en büyük mal varlığı kocaman yüreğidir.
  • Emre SAİM - 13.03.2014 00:49
    Tarımsal Sanayide Entegrasyona dayalı, dışa dönük ekonomik büyüme stratejileriyle, Konya Şeker sadece pancar tarımında şeker üreten bir Fabrika olmaktan çıkmış, bir çok tarım ürünü işleyen devasa bir entegre yapı olmuştur.. Seküler kültürün çekim alanının dışında kalmayı başaran Anadolu insanı, üretimde Sayın Recep Konuk sayesinde ezilmişlikten kurtulmuştur.
  • Tulay Özcan - 13.03.2014 02:13
    Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım der Üstad.İşte tamda bu söze uygun bir liderdir Pankobirlik Genel Başkanı Sayın Recep konuk
  • ahmet metin doğruer - 13.03.2014 09:55
    ömrünü cebi yerine bu toprakların fukarasının kalkınmasına harcamış, daha çok gelişme , daha çok üretim için bu yolda ailesinden bile fedakarlık etmiş Recep Konuk, Konyamızın ve ülkemizin tarihine geçmiştir.
  • Harun Reşit - 13.03.2014 14:09
    Çabuk zengin olmanın, hızlı para kazanmanın ve köşe dönmeciliğin moda olduğu günümüzde, zengin olmayı bırakıp kendisini ülkesinin insanı için yatırımlara adayan ve tüm çalışmalarında mal varlığı edinmeyi seçmeyip, hayır ve duayı tercih eden insanların sayısı maalesef çok az. Bu ender kişilerden birisi de Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk'tur. Sayın başkanın Allah yar ve yardımcısı olsun.
  • seda meral - 13.03.2014 20:31
    Pankobirlik Genel başkanı Recep Konuk bu topraklara kazandırdığı, bir ağaç gibi büyüyen doğal ekonomidir. Hiçbir ağaç, en elverişli toprakta bile doğrusal olarak, sürekli büyümez. Ağaçlar topraktan aldıklarından daha fazlasını toprağa verirler. Konya şekerde de toplumdan alınanın daha fazlası topluma verilir. Doğal hayatta olduğu Konya Şeker ve iştiraklerinde, atık ve artık yoktur. Herşey döngüsel bir biçimde yeniden değerlendirilir. Bunun içindir ki Recep Konuk’un mal varlığı bu döngüden kazanan milyonlarca insanın duasıdır.
  • Muallim Naci - 14.03.2014 02:11
    Recep konuk'un mal varlığı bu milletin duası,arı duru sevdasıdır.Onun sermayesi gönül sermayesidir.Bunun içindir ki ne zaman onun adı geçse binlerce kuş havalanır gökyüzüne..
YORUM GÖNDER

Yazarın diğer yazıları


Masaüstü görünümüne geç

Anmeg Bilgi İşlem